|
Yeniden merhaba;
Bildiğiniz gibi 4.sayımız Temmuz ayında çıkmıştı. Şuanda elinizde bulunan 5.sayımızda 22 Temmuz seçimleri de dahil olmak üzere Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında Muğla’mızda ve Ülkemizde yaşanan gelişmeleri bulacaksınız.
Ülkemiz 22 Temmuzda bir takım kutuplaşmalarla çok gergin hale getirilen bir genel seçim yaşadı ve sonuç olarak % 47 gibi rekor sayılabilecek bir oy oranıyla mevcut bulunan AKP hükümeti güven tazeledi. Muhalefet kanadında ise barajı geçmelerine rağmen MHP ve CHP çok ciddi bir şok yaşadılar. Yine aynı süreçte Anavatan Partisi ile birleşmek için isim değiştirerek Demokrat Parti adını alan merkez sağ partileri hem birleşmeyi sağlayamayarak hem de baraj altında kalarak merkez sağ seçmeni hayal kırıklığına uğrattılar. Kanımca seçime hiç katılmayarak CHP ‘yi destekleme kararı alan ve 13 milletvekili çıkaran DSP bu seçimin AKP’den sonra en karlı partisi olmuştur. Bu yeni tablonun içersinde beklenmedik şekilde bağımsız adaylarla seçime giderek 20 milletvekili çıkaran DTP mecliste grup kurarak yeni bir gerginlik odağı olma yolunda adım atmıştır ve hiç vakit kaybetmeden harekete geçerek PKK terör örgütü ve Abdullah Öcalan’ın sözcülüğüne soyunmuşlar, demokratik özerklik talepleriyle bölücü yönlerini ortaya koymuşlar, terör örgütü üyesi olmaktan 10 yıl hapis yatmış birini genel başkan seçerek gerginliği doruğa çıkarmışlardır. Oysa onlara oy veren Kürt vatandaşlarımızın beklentisi bu değildir. Diğer milletvekilleri gibi seçim bölgelerine yatırım yapmak için gayret göstermeleri, politikalarını barış ve kardeşlik üzerine kurmaları beklentisi içersinde ki kendi seçmenlerini de hayal kırıklığına uğratmışlardır. Şunu bilmelidirler ki yüzyıllardır birlikte yaşayan Türk, Kürt, Laz, Çerkez….ve benzerleri Anadolu da bir mozaik oluşturmuş, yıllarca birbirlerinden kız alıp kız vermiş, haçlılara karşı birlikte savaşmış ve hep omuz omuza yaşamıştır. Hiçbir güç Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinde üniter yapıyı bozamaz ve bozamayacaktır. Bu millet eninde sonunda bu bölücülere haddini bildirecektir.
Seçimden hemen sonra cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı ve Abdullah Gül meclis tarafından 11.Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Buna rağmen anayasa mahkemesinin daha önce almış olduğu karar gereğince referanduma gidilerek:
1-Bundan sonra Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi,
2- Cumhurbaşkanı’na 5+5 formülü ile bir dönem daha görevine devam etmesi,
3- Genel seçimlerin dört yılda bir yapılması,
4- Meclisin toplantı yeter sayısının 1/3 yani 184 olarak kabul edilmesi,
konuları milletimiz tarafından büyük çoğunlukla evet oyu ile benimsenmiştir. Bu referandumun ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Muğla’mız için önemli sayılabilecek bir diğer olay da 5 yıl önce görevden alınan Sayın Valimiz Lütfi YİĞENOĞLU’ nun mahkeme kararıyla görevine iadesi ve odamızla çok iyi ilişkiler kuran Sayın M.Temel KOÇAKLAR’ ın merkeze alınması olmuştur. Sayın KOÇAKLAR’ ın gidişi hepimizi derinden yaralamıştır. Çünkü kendisi çok sıcak kanlı ikili ilişkileri üst düzeyde ve bütün sivil toplum örgütleriyle iç içe bir valiydi. Daha sonra Sayın KOÇAKLAR’ ın Danıştay üyeliğine atanması bizleri bir nebze de olsa sevindirmiştir. Çünkü böyle çalışkan birisinin merkez valiliğinde tutulması ülke adına büyük kayıptır. Buradan kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum. Tekrar ilimize atanan Sayın Lütfi YİĞENOĞLU’ na yönetim kurulu olarak makamında hoş geldin ziyaretinde bulunduk. Meslek odası olarak Muğla için ne gerekiyorsa yapacağımızı meslekle ilgili projelerimizi kendisine ilettik. İlerleyen günlerde tıpkı Sayın KOÇAKLAR gibi yeni valimizle de iyi ilişkiler kurduk. Zaten bu sayımızda da bizleri kırmayarak dergimize zaman ayırıp sizlere ulaşan Sayın Valimize yeni görevinde başarılar diliyor ve her zaman yanı başında olduğumuzu belirtmek istiyorum.
Bu arada Muğla’mız; Ortaca ilçemiz başta olmak üzere Köyceğiz, Dalaman, Fethiye ve daha sonra bütün Muğla ve hatta bütün Ege’yi sararak çok ciddi maddi kayıplara neden olan bir hastalıkla karşılaştı. İlk başlarda pek ciddiye alınmayan hastalık hızla yayınlınca önce bakanlık yetkililerini uyardık. Bornova araştırma enstitüsünden gelen uzmanlar inceleme yaptı fakat aradan günler geçmesine rağmen teşhis konulamayınca oda olarak hemen Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakülteleriyle temasa geçtik. Son olarak Bursa’dan gelen uzman ekiple birlikte bizzat kendim bölgeyi dolaşarak yaklaşık 70 hayvandan numuneler aldık. Bir hayvana da otopsi yapma imkanı bulduk. Böylece Mayıs ayı başlarında ortaya çıkan hastalıkla ilgili en ciddi çalışmayı ortaya koymuş olduk. Aynı günlerde Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Hasan BATMAZ telefonda bana Epizootic Hemorrhagic Disease (geyik hastalığı) ‘den şüphelendiğini söyledi. Ancak kesin emin olmadığımız için o günlerde bunu açıklamadık. Ben bir kez daha Sayın BATMAZ’ a bu doğru teşhisinden dolayı teşekkür ediyorum. Ayrıca bu hastalıkla mücadelede üstün başarı sağlayan tüm meslektaşlarımı kutluyorum.
Değerli meslektaşlarım hepinizin bildiği gibi hemen hemen her sayımızda kamuda çalışan meslektaşlarımızın özlük hakları ile ilgili sorunlarından bahsettik. Geçtiğimiz aylarda Tarım İlçe müdürlüklerimize yaptığımız ziyaretlerde bir kez daha anladık ki Tarım Bakanımız meslektaş olduğu halde kamuda çalışan arkadaşlarımızın sorunlarını hala görmezlikten geliyor. Tarım Bakanlığı’nda ki en küçük işçisinden en büyük memuruna kadar bütün çalışanların içersinde en düşük maaşı Veteriner Hekimler alıyor. Bırakın Tarım Bakanlığı’nı Türkiye Cumhuriyetinde ki bütün memurlar içersinde yine en düşük maaşı maalesef meslektaşlarımız alıyor. İşin en acı tarafı ne yaparsak yapalım kimse bizi duymuyor. Değerli arkadaşlarım geçen yıl Sayın Bakanımız odamızı ziyaret ettiğinde kendisine bizzat bu konuyu ilettiğimde bana “meslektaşlarımıza en kısa zamanda 100 YTL seyyanen zam yapacağım” demişti. Fakat odadan çıktıktan sonra ne hikmetse bunu unuttu. Artık anladım ki bu durumu bakanlıkla çözemeyeceğiz. Geriye bir tek merci kalıyor Sayın Başbakanımız R.Tayyip ERDOĞAN. Kendisine sesimizi duyurmak için elimden geleni yapacağım ancak şunu unutmamalıyız ki en güçlü ses güçlü örgütlerden çıkan sestir. Bunun için lütfen odanıza biraz daha fazla sahip çıkın.
Şimdi çok ilginç olduğu kadar düşündürücü mü desem komik mi desem ne diyeceğimi bilemediğim bir konudan bahsedeceğim bilindiği gibi devletin bir bütçesi vardır.Her yıl bu bütçe doğrultusunda gerekli yerlere paylar çıkarılır ve destekleme tebliğleri ile bu bildirilir. Buraya kadar her şey normal, şimdi gelelim konunun bizi ilgilendiren kısmına. Hayvancılığın desteklenmesi hakkında ki 2005/8503 sayılı Bakanlar kurulu kararı çerçevesinde çıkarılan 2007/20 sayılı Hayvancılığın Desteklenmesi Uygulama Esaslarına İlişkin tebliği ile 2007 yılı başında meslektaşlarımıza suni tohumlama desteği, hayvan sahiplerine buzağı parası ve süt primi ödeneceği belirtilmiştir. Şimdi soruyorum attıkları zaman mangalda kül bırakmayan siyasetçilere soruyorum. Televizyona çıktıkları zaman hayvancılığa şu kadar miktar destekleme yaptık diyen bürokratlara soruyorum. Az önce tarih ve sayılarını verdiğim tebliğde belirtilen 2007 yılı desteklemelerinin ne kadarını hak sahiplerine verdiniz? Hemen cevabını da vereyim koca bir hiç. Evet evet hiç ödeme yapmadınız. Peki yapacak mısınız? Onun da cevabını hemen vereyim, 2007 yılı içinde yapmayacaksınız, yapamayacaksınız. Bunu nerden mi biliyorum? Sayfanın altındaki yazıyı okuyunca nerden bildiğimi anlayacaksınız.. Artık ben bu konuda başka yorum yapmayacağım. Bir tek cümle ile yazıma son veriyorum. Kaynağını bulmadan destekleme vaat edenlere söylüyorum. Lütfen bu insanlarla oynamayın.
Saygılarımla…
|